Ayva Yetiştiriciliği Kültürel Tarihi

Ayvanın anavatanı kuzey – batı İran, kuzey Kafkasya, Hazar Denizi dolayları ve kuzey Anadolu’ dur.

Yabanileri doğuda Türkistan’ a kadar uzandığı gibi batıda da Avrupa’ nın Güney bölgelerine ve kuzey Afrika’ ya kadar genişler. Adları sayılan bu yerlerde ayva yabani olarak yetişmektedir.

Ayva kültürü çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Kültürü Anadolu’ dan, milattan önceki yıllarda Yunanistan ve Roma’ ya geçmiştir. Milattan önce 650 yıllarında Yunanistan’ da yetiştirildiği bilinmektedir. Sonradan orta ve doğu Avrupa’ya yayılmıştır.

Ayva bugün Avustralya hariç diğer ülkelerin hepsinde yetiştirilmektedir. Bununla birlikte, bu meyve türü öteki meyvelere göre rağbet görmemiş ve üretimi sınırlı kalmıştır.

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Sistematiği ve Genolojisi

Ayva (Cydonia vulgaris Pers.) Rosales takımının, Rosaceae familyasının Pomoide altfamilyasının Cydonia cinsine girer.

Cydonia cinsi içerisinde bu türden başka, özellikle süs bitkisi olarak önem kazanmış Cydonia sinensis Thouin ve Cydonia japonica Pers. olmak üzere iki tür daha vardır. Bu iki tür Türkiye’ de süs bahçelerinde yer almış bulunmaktadırlar.

Cydonia vulgaris türü içerisinde iki botanik varyete ayrılabilir. Bunlardan C. vulgaris maliformis, meyveleri elma biçiminde olan kültür çeşitlerini, C. vulgaris piriformis ise meyveleri armut şeklinde olan çeşitleri içine alır.

Ayvalarda kültür çeşitleri buna yakın olan akraba olan elma ve armutlardaki kadar fazla değildir. Buna sebep, kültürünün önem kazanmamış olması yüzünden yeni çeşitlerin seleksiyon ve ıslahı üzerinde durulmaması, aynı zamanda çoğunlukla da kendi kendini dölleyen bu çeşitte melez açılmasının çok olmaması yüzünden yeni çeşitlerin tabi olarak ortaya çıkma şansının azlığıdır. Ayrıca çok eski zamanlardan beri vejetatif üretme (çelik, dip sürgünü) metodunun kullanılması da çeşit sayısının azlığında etkili olmuştur. Elimizde bulunan kültür çeşitleri yabaniler içerisinde nispeten yüksek kaliteli olanlarının seçilmesi sureti ile ortaya konulmuştur.

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Pomolojik Bakımdan Sınıflandırılması

Ayvalar şimdiye kadar daha çok meyve şekli dikkate alınarak iki gruba ayrılmıştır.

1 – Meyveleri elma biçiminde olan ayvalar (v. maliformis)

2 – Meyveleri armut biçiminde olan ayvalar (v. piriformis)

Bizim ayva çeşitlerimizin çoğu, Limon, Demir, Ekmek ve Bardak ayvalar bu ikinci gruba girer.

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Çeşitleri

Bardak Ayvası; özellikle Kocaeli bölgesinde yetiştirilen bir çeşittir.

Bardak Ayvası; özellikle Kocaeli bölgesinde yetiştirilen bir çeşittir. Bağlar arasında bu ayvaya kirazlar ile birlikte rastlanır.

Meyvelerin üzeri sık tüylü, eti gevrek, sulu ve mayhoştur. Eylül sonlarında toplanarak hevenk yapılır ve uzun bir süre kilerde saklanır.

Ağacı çoğunlukla tek gövdeli, orta irilikte (3 – 4 m) ve verimlidir.

Demir Ayvası; bu çeşidin meyveleri ekmek ayvasına göre küçük şeklide toparlaktır. Meyve eti çok sıkı olduğundan bu ad verilmiş olsa gerektir.

Meyve yeşilimtırak sarı renkte, tüysüz, parlak, eti sert, sulu, mayhoş ve boğucu değildir. Ekim ayında olgunlaşır.

Ağacı orta kuvvette olup çok gövdelidir. Ağaçları önce dikine büyürlerse de meyveye yattıktan sonra dalları sarkmaya başlar.

Ekmek Ayvası; Bu çeşidin aynı ad altında tanınan bir çok tipleri vardır. Bu tiplerde meyveler gerek tat ve gerekte büyüklük bakımından farklılık gösterir.

Esas tipi teşkil eden Ekmek ayvaları güzel sofralık ve mutfaklık meyvelerdir. Bunlarda meyveler; iri ve gösterişli, sap tarafı dar, karın kısmı geniş, kabuk sarı renkte, üzeri hafif havlı, kalın, meyve eti; gevrek sulu ve mayhoştur. Kocaeli bölgesinde Eylül sonlarında toplanan meyveler Şubat ayına kadar saklanabilir.

Ağacı, orta kuvvette büyür, seyrek dallıdır, verimlidir.

Limon Ayvası; Piyasalarda aranan bir çeşittir.

Meyveler toparlak, sap tarafına doğru uzunca, kabuk limon sarısı renginde, havlı, kalın ve sert, eti; sarımtırak, gevrek, bol sulu ve mayhoştur. Eylül sonlarında olgunlaşan meyveler Aralık ayına kadar saklanabilir.

Ağacı, orta kuvvette gelişir, önce dikine büyür, ağaç yaşlandıkça dallarda sarkmaya başlar.

Eşme Ayvası; Yetiştiriciliği son yıllarda Marmara bölgesinde yaygınlaşmıştır. Orta – iri, iri, yuvarlak geniş karınlı, sapa doğru daralır. Meyve eti gevrek sulu, mayhoş, boğucu değildir. Sofralık değeri yüksektir. Uygun koşullarda Şubat – Mart’ a kadar saklanabilir.

Şekergevrek : Meyve iri düzgün şekilli, karın tarafı şişkin, sap ve çiçek çukuruna doğruna doğru dardır. Meyve kabuğu ince, gevrek, sulu ve hafif mayhoştur. Ekim ayının ilk haftasında hasat edilir.

Altın : Meyvesi çok iri ve sap tarafında belirgin boyun vardır. Kabuk koyu sarı renkli, üzerinde parçalı pas lekeleri bulunur. Meyve eti altın sarısı renkte, az sulu fakat boğucu değildir.

Tekkeş : Meyveleri iri, gösterişli, ince kabuklu, gevrek, sulu, mayhoş ve verimli bir çeşittir. Meyve kabuğu parlak sarı renkli, ince tüylü ve meyve eti gevrektir.

Bu çeşitlerin haricinde; Havan, Gördes, Beyaz, Viranyadevi, Bencikli çeşitlerimiz bulunmaktadır.

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri

Habitüsü ; Çalı şeklindedir. Tek gövdeli olduğunda 6 – 8 m boylanabilir. Gövde kısadır. Yüzlek ve saçak köklüdür.

Morfolojisi

Habitüsü ; Çalı şeklindedir. Tek gövdeli olduğunda 6 – 8 m boylanabilir. Gövde kısadır. Yüzlek ve saçak köklüdür.

Dallar ; Elma ve armutta olduğu gibi özel meyve dalları yoktur. Genç dallar sık keçe gibi tüylü, sarı yeşil, yaşlıca dallar, seyrek keçe gibi tüylü kahverengi – yeşildir.

Tomurcukları ; Tomurcuklar küçük, tüylü ve birkaç pulla örtülüdür. Çiçek tomurcukları, karışık yapıda olup, hem sürgün hem de çiçek oluştururlar, meyve dalcıklarının ucunda meydana gelirler. Her tomurcuktan bir çiçek meydana gelir. Sürgün tomurcuklarından ise sadece sürgünler oluşur.

Yapraklar ; Yumurta veya geniş elips şeklindedir. Koyu yeşil kenarları dişsiz, genç yapraklarda sap kanatçıklıdır.

Çiçekler ; Rosacaea tipinde olup, 5 çanak ve 5 taç yaprak vardır. Çanaklar, meyve üzerinde kalır. Taç yapraklar pembe – beyaz veya beyazdır. Stamen 15 – 20, yumurtalık 5 karpellidir.

Meyve ; Elma ve armut grubundan olup (pome) yalancı meyvedir. İri üzeri az veya çok havlıdır. Eti sert veya gevrek, sulu veya boğucudur, güzel kokuludur. Çekirdek ters yumurta şeklinde, üzeri yapışkan ve çok sayıdadır. Meyvede yüze kadar çıkar.

Döllenme Biyolojisi

Kültür çeşitlerinin çoğu kendine verimli olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle tek çeşitten kapama bahçeler kurulabilmektedir. Kromozom sayısı n=17 dir. Bu türde triploidiye rastlanmamıştır .

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Ekolojik İstekleri

Ayvalar için en iyi iklim mutedil deniz iklimidir.

İklim

Ayvalar için en iyi iklim mutedil deniz iklimidir. Bununla birlikte ayvaya memleketimizin deniz ikliminden çok uzak olan yerlerinde, mesela iç anadolu illerimizde de çoklukla rastlamaktayız. Ancak bu gibi yerlerde ayvanın yetişmesi uygun yöneylere ve vadi içlerine bağlı kalmaktadır.

Ayva ağacı Türkiye şartlarında armut kadar kış soğuklarına dayanıklıdır. Bu meyve türünün kış soğuklanma isteği elma ve armutlara göre daha azdır (Özbek, 1979). Çiçeklerin o yılda büyüyen sürgünlerin ucunda meydana gelmesi nedeniyle özellikle soğuk yerlerde geç çiçek açar. Sıcak iklimlerde eriklerle birlikte çiçeklenir. Çok rüzgarlı yerlerde iyi yetişmez. Dallar kırılır. Fazla meyve dökümü olur. Yaprak ve meyveleri sclerotinia’ ya (mumya) karşı hassastır. Fazla yağışlı yerlerde ürün tehlikeye girer .

Toprak

Kumlu tınlı, geçirgen sıcak topraklarda yetişir. Kökleri yüzlek olup çok derine gitmediğinden toprağın fazla derin olması şart değildir. Ancak bu hiçbir zaman boğucu nem şartları ile bir araya gelmemelidir. Soğuk ve nemli topraklarda meyveler odunumsu bir hal alarak kaliteleri düşer. Ayvaya anaç olarak alıç kullanıldığı takdirde o zaman bunu kuru kumlu topraklarda da yetiştirmek mümkün olursa da genellikle bu gibi durumlarda ağaçların büyümesi zayıf ve verimi düşüktür.

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Meyve İşleri

Ayvanın Çoğaltılması ve Anaçları

Ayva çeşitlerinin autogam olmaları bu türde tohumla üretme imkanını sağlarsa da, türün vegetatif olarak da kolaylıkla üretilmesi yüzünden kültür çeşitlerinin çoğaltılması geniş ölçüde çelik, dip sürgünü veya bazı durumlarda aşı ile olur.
Aşı yapma zorunluluğu olan durumlarda durgun göz aşısı tercih edilir.
Ayva ayva anacı üzerinde düzgün gelişirse de alıç üzerinde büyümesi yavaş ve zayıf olur. Aşı yerlerinde ve kalem tarafında daima bir şişkinlik meydana gelir.

Ayva Bahçesi Tesisi

Dünyanın hemen her tarafında kapama ayva bahçelerine pek az rastlanır. Memleketimizde de yalnız sapanca gölü kenarında Eşmede ve bir de İzmir’ de kapama ayva bahçeleri vardır.
Kapama ayva bahçeleri kurarken tek gövdeli olarak yetiştirilecek ağaçlar arasında 3 – 4 m aralık ve mesafe bırakılır ve genellikle dikim kare şeklindedir.
Dik dörtgen dikimde 4×5 veya 5×6 m aralık ve mesafelerle dikilirler. Verilecek olan aralık – mesafeler toprak tipine ve yetiştirme sistemine göre değişiklik gösterir. Dikim budaması yapılan fidanlar aşı yeri toprak üzerinde kalacak şekilde ılıman iklimlerde Kasım – Ocak ayları arasında dikilmeleri tavsiye edilir. Daha soğuk olan bölgelerde ise fidan dikimi Şubat ve Mart aylarında yapılmalıdır. Yetiştiriciliği yapılan ayva çeşitlerinin çoğu kendine verimli olduğu için tek bir çeşitten kapama ayva bahçesi kurulabilir. Fakat düzgün şekilli meyveler elde etmek için mutlaka tozlanma ve döllenmeye ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun için çeşit karışımı yapmakta fayda vardır. Dikim sırasında bahçede sağlıklı bir tozlanma ve döllenme için mutlaka aynı dönemde çiçek açan çeşit karışımlarına yer verilerek bahçe kurulmalıdır. Aksi takdirde iklimsel olayların olumsuz gittiği bazı yıllarda meyve tutumu oranlarında ciddi düşüşler yaşanır.

Bakım

Toprak İşleme ; Kapama ayva bahçelerinde toprak işlemesi yapılırken dikkat edilecek en önemli nokta toprağı derin sürmekten kaçınmaktır. Ayva kökleri yüzlek ve toprak yüzüne yakındır. Sürme derin yapılırsa kökler çok fazla kesilerek ağaçlar bundan zarar görür. Bahçelerin biri baharda biri de yaz başlarında sürülmesi yeterlidir. Bu sürmeden sonra bir örtü bitkisinin ekilmesi çok faydalı olur.
Örtülü toprak işlemede bahçede herhangi bir toprak işlemesi söz konusu değildir. Sadece aşırı boylanmış olan otlar biçilir veya özellikle ağaç altlarında yabancı ot ilaçları ile düzenli bir mücadele yapılır. Yarı-örtülü veya geçici örtülü toprak işlemede ise bahçede toprak işlemenin uygun olduğu ilkbahar ve yaz aylarında işleme yapılır. Sonbahar ve kış aylarında ise bir kez toprak işleme yapılır veya hiç yapılmaz. Özellikle genç bahçelerde yabancı ot ilacı kullanırken dikkatli olunmalı ve ağaç gövdeleri ilacın etkisinden korunmalıdır. Aksi takdirde genç ağaçların gelişmesi bundan olumsuz etkilenir.

Sulama ; Kapama ayva bahçelerinde yazı kurak geçen yerlerde, mesela Orta Anadolu’ da olduğu gibi, yazın sulanır. Ağaçların sağlıklı bir gelişme gösterebilmesi, düzenli ve kaliteli meyve elde edebilmesi için mutlaka sulamaya ihtiyaç vardır. Sulama sırasında aşırı sudan ve sulama suyunun ağacın gövdesine değmesinden kaçınılmalıdır. İmkanlar ölçüsünde damlama veya mini-yağmurlama sistemleri kurulmasında fayda vardır. Salma ve karık sistemi sulamalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.Su bulunmayan yerlerde ayva bahçeleri ancak yeterli yağış alan ve yağışların iyi dağılmış olduğu yerlerde kurulabilir.

Gübreleme ; Tüm meyve bahçelerinde olduğu gibi ayva bahçelerinde de dengeli ve düzenli bir gübreleme yapmak için mutlaka her yıl toprak ve üç yılda bir yaprak analizleri yapılmalıdır. Yapılan analizlerin sonucuna göre de bahçenin gübre ihtiyacı belirlenmelidir. Verilecek olan kimyasal gübreler ağaçların taç iz düşümü içersine ama asla gövdeye ve köklere temas etmeyecek şekilde uygulanmalıdır. Bitkinin daha fazla ihtiyacı olan makro elementler hemen her yıl mikro elementler ise ihtiyaca göre verilmelidir. Ayrıca toprağın organik madde miktarına göre de organik gübrelemeye önem verilmelidirAyvanın kökleri derine gitmediğinden besin maddelerini belli kalınlıktaki topraktan almak zorunluluğundadır. Bu nedenle toprağın bu kısmının besin maddelerince zengin tutulmasına çaba gösterilmelidir. Her üç dört yılda bir dönüme üç dört ton çiftlik gübresi verilmesi çok faydalıdır. Ayrıca azotlu gübrelerle iyi bir destek ister.

Budama ; Ayva yetiştiriciliğinde budama olayına fidanın alınması ile başlanır. Budamada daha çok ayvanın doğal büyüme şekline yakın olan Goble (Vazo, Kase) veya bu şeklin değiştirilmiş varyasyonlarının kullanılmasında (uygulama kolaylığı bakımından) faydalar vardır. Gövde alçaktan taçlandırılır ve ileriki yıllarda da uç almalarla tacın daha fazla yükselmesine meydan verilmez. Ancak uç almalarda gereğinden çok kesme yapılmamalıdır. Çünkü meyveler sürgün uçlarında oluşur ve çok uç alınırsa ağaç tamamen meyvesiz kalabilir.
Özellikle daha sıcak iklimlerde doruk dallı şekle yakın (yıllar ilerledikçe doruk-dal hakimiyeti kayboluyor) bir sistemin uygulanmasında fayda vardır. Ayva düzgün bir taç teşkil eder. Onun için başlangıçta taçlandırma iyi yapılırsa sonraki yıllarda fazla budamaya ihtiyaç kalmaz.

Name: ayvagble.jpg Views: 17262 Size: 4.4 KBGoble (Vazo ) Şekli Name: ayvadoruk.gif Views: 17229 Size: 7.3 KBDoruk Dallı Sistem

MEYVE İŞLERİ

Derim

Ayva meyvelerinde olgunluk meyve kabuğu yeşil rengin sarıya dönmeye başlaması ve havlı çeşitlerde bu havın kolayca silinmesiyle anlaşılır. Erken toplanan meyveler çoğunlukla susuz, tatsız ve boğucu olur.
Ayvalar el ile ve bir makas veya bıçak yardımıyla toplanır. Meyve dalcıkla birleştiği yerden kesilerek ayrılır. Toplama sırasında meyvelerin zedelenmemesine özel olarak dikkat edilmelidir. Ayva meyveleri görünüşte sert ve bu nedenle basınçlara karşı dayanıklı hissini verirse de gerçekte böyle değildir. Meyve eti çabuk zedelenir. Zedelenen yerler kararır ve buralardan çürümeye başlar. Bu nedenle gerek toplamada ve gerek bundan sonraki ellemelerde çok dikkatli olmak gerekir.
Toplama için meyvelerin üzerinin nemli olmadığı bir zaman seçilir ve genellikle derim bir ağaçta bir defada yapılır.

Ayvaların Depoda Saklanması

Ayvalar derimden sonra soğuk hava depolarında 2 – 3 ay saklanabilir. En uygun saklama sıcaklığı 1,5 OC, en iyi hava nispi nemi de % 75 – 80 dir.
Ayvalar saklama sırasında öteki meyvelerle bir arada tutulmamalıdır. Ağır olan kokuları öteki meyvelere sinerek onların tatlarını bozabilir.

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Mumya (Monilya) Hastalığı

Fungus kışı hastalıklı sürgünler ve mumya meyveler üzerinde miselyum halinde geçirir.

Hastalık Tanımı :

Fungus kışı hastalıklı sürgünler ve mumya meyveler üzerinde miselyum halinde geçirir. Yere dökülen genç mumya meyveler üzerinde Şubat sonu, Mart başından itibaren apotesyumlar oluşur. Olgunlaşmış apotesyumlarda gelişmesini tamamlamış askuslardan doğaya yayılan askosporlar yapraklarda primer enfeksiyonları gerçekleştirir.

Miselyumlar bölmeli, renksiz ve plazmaları danecikli olup yaşlılarında vokuollar bulunur.

Apotesyumlar mumya meyveler üzerinde oluşur ve sayıları 3-21 arasında değişir. Yere dökülen meyvelerin her yerinde oluşabilen apotesyumlar kahverengidir. Apotesyumların içinde parazitler arasında silindirik, şeffaf, çift çeperli askuslar bulunur. Her askus içinde 8’er adet olarak bulunan askosporlar oval şekilli, renksiz ve adeta cam gibi saydamdır. Askosporların optimum çimlenme sıcaklıkları 18-22 °C’dir.

Miselyumların uç kısımlarında oluşan konidioiorlar üzerinde önceleri küre şeklinde, sonraları muntazam olmayan yuvarlakça, limon şeklinde, tek hücreli, çift çeperli, danecik ve kotuollu, farklı büyüklüklerde ve zincir şeklinde sıralanmış konidiumlar meydana gelir. Konidiumlann optimal çimlenme sıcaklıkları 19-24 °C’dir

Yaşayış :

Hastalık ayva ağaçlarının yaprak, sürgün, çiçek ve genç meyvelerinde belirti oluşturur. İlkbaharda genç yaprakların üst yüzünde ancak ışığa tutulduğunda görülebilen açık kahverengi lekeler zamanla koyulaşır. Bu lekeler yaprağın bir kısmını, bazı durumlarda tamamını kaplar. Konidiumlar lekeler üzerinde kirli beyazdan bej rengine kadar değişen bir tabaka oluşturur. Hastalanan yapraklarda badem kokusu hakimdir. Enfekteli yapraklardaki miselyumlar yaprakların damarlarından saplarına ve oradan da sürgünlere geçer.

Miselyumlann sürgünü enfekte etmesiyle yaprak sapının sürgünle birleştiği noktanın alt ve üst taraflarında 2-3 cm uzunluğunda kahverengi lekeler görülür. Zamanla sürgünde kurumalar görülür ve sürgünler kuruyan yerlerden aşağı doğru sarkarlar. Üzerlerinde yaprak ve çiçek tomurcuklarıyla kuruyan sürgünlerin üzerinde kirli beyaz renkte konidium kitleleri oluşur.

Çiçeklerin açma döneminde yapraklar üzerinde oluşan konidiumlar çiçek dişicik organının tepesinde çimlenerek, dişicik organı boyuncuğu aracılığıyla yumurtalığa inerek ona zarar vermektedir. Enfekte olmuş çiçekler başlangıçta sağlıklı görülmekte, petal dökümüne yakın kahverengileşerek dökülmektedir.

Enfekte olmuş genç meyvelerinin üzerinde önceleri açık kahverengi, sonraları koyulaşan lekeler oluşur. Bu meyveler önce yumuşar ve zamanla tamamen sertleşerek mumyalaşır. Dalların birbirine sürtünmesi, rüzgar, yağmur, böcek ve kuşların tesiriyle dökülünceye kadar mumyalaşan meyveler ağaçlarda asılı kalırlar. Yere dökülen mumya meyveler üzerinde uygun koşullarda apotesyumlar oluşur.

Hastalık, ayva ağacının yaprak, çiçek, sürgün ve meyvelerinde oluşturduğu zararla ağacın gelişmesine engeldir ve verimi azaltıcı etkidedir. Epidemi yıllarında verim kaybı % 80-90 olabilmektedir. Yurdumuzda ayva yetiştirilen tüm bölgelerde hastalığı görmek olasıdır.

Kültürel Önlemler :

Hasat sırasında mumyalaşmış meyveler toplanıp yakılarak imha edilmelidir. Budama sırasında ise, gözden kaçan mumyalaşmış meyveler toplanmalı ve kurumuş sürgünler budanarak yakılmalıdır. Ayrıca yere dökülmüş mumya meyveler toprak derince işlenerek toprağın derinlerine gömülmelidir. İlkbaharda entekteli yaprak, çiçek ve sürgünler kesilerek imha edilmeli ve böylece enfeksiyon kaynakları ortadan kaldırılmalıdır

Kimyasal Mücadele :

İlaçlamalar rüzgarsız havada yapılmalı ve ilaçların bitki aksamının her tarafını ıslatacak şekilde atılmasına dikkat edilmelidir. İlaçlamadan sonra ilaç kurumadan yağış olursa ilaçlama yinelenmelidir.

İlaçlama Zamanı :

Askospor uçuşu başladığında

Etken Madde Formülasyon Miktar
Carbendazim %50 WP 75 g
Dodine 500 g/l FS 100 ml
Procymidone %50 WP 200 g
Thiophanate Methyl %70 WP 60 g

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Kahverengi Leke Hastalığı

Latincesi : Dipiocarpon mespili (Sor,) Sutton (= Fabraea maculata Atk.)

Hastalık Tanımı :

Etmenin eşeysiz formu Entomosporium maculatum Lev.’dur. Hastalık, yaprak, meyve ve sürgünlerde görülür. Konidiospor devresinde subepidermal durumdaki aservuluslar yaprak sürgün ve meyveler üzerindeki lekelerin merkezinde yer alırlar, Suda 1 saat tutulduğunda her hücre ayrı ayrı çimlenebilir. Kışı geçiren enfekteli yapraklarda apotesyumlar oluşur. Her biri 8 askospor içeren askuslar, olgunlaştıklarında yaşlı yaprakların kütikulası üzerinde ortaya çıkarlar. Askosporlar iki hücrelidir.

Kışı entekteli yapraklarda konidiospor ve askospor, kanserli sürgünlerde ise konidiospor olarak geçirir ve primer enfeksiyonlara neden olur.

Kışı geçirmiş enfekteli yapraklardan konidiosporlar yağmur ve yağmurlama sulama ile yayılırlar. Yağmurlarla başlayan rutubetli dönemde, apotesyumlardan askosporlar boşalır. Enfeksiyon periyodunun başlangıcından itibaren 7 gün sonra lezyonlar görülmeye başlar. Yaprak ve meyvelerin enfeksiyona duyarlılığı olgun­lukla azalmaz. Sekonder enfeksiyonlar yaz boyunca devam eder. Hastalık ılıman kış ve rutubetli ilkbaharı takiben daha çok görülür.

Yaşayış :

Hastalık yaprak, meyve ve genç sürgünlerde görülür. Fungus, ayva ve muşmula yapraklarında ortası siyah, şişkin ve dairesel koyu kahverengi lekeler oluştur­maktadır. Bu lekelere yaprak saplarında da rastlanır. Oluşan lekeler çoğalarak erken yaprak dökümüne neden olur.

Fungus genç sürgünlerde uzun, hafif içe çökük, kahverengi lekeler oluşturur. Lekeler çoğalınca genç sürgünleri kurutur.

Meyvelerinde oluşan lekeler kahverengi, kenarları dişli olup. ortalarında siyah aservuluslar vardır. Lekeler büyümekte olan meyvenin herhangi bir yerinde meydana gelir. Bu lekeler çoğaldıkça meyve deforme olur, çatlar ve meyvenin diğer mikroorganizmalarla enfekte olmasına olanak sağlar. Meyve enfeksiyonları büyüme sezonu boyunca görülür.

Fidanlıklarda yaprak dökümü ve sürgün enfeksiyonları önemlidir. Fidanlarda bodurlaşmaya neden olur.

Yurdumuzda ayva yetiştirilen bölgelerde, özellikle Marmara Bölgesi’nde görül­mektedir. Yazları sıcak ve rutubetli olan bölgelerde daha yaygındır.

Kültürel Önlemler :

– Hastalıklı dallar hastalık etmeninden ari olan yere kadar budanmah ve yok edilmelidir.

– Enfeksiyon kaynağı yere dökülen yapraklar olduğundan, bu yapraklar toplanarak yakılmalı veya gömülmelidir.

– Fidanlıklarda iyi havalanma ve hızlı kurumayı sağlamak için sıralar arası mesafe yeterli genişlikte olmalıdır.

Kimyasal Mücadele :

İlaçlama, ağacın her tarafını kaplayacak şekilde yapılmalıdır.

İlaçlama Zamanı :

İlk ilaçlama çiçek açmadan yapılmalı ve çiçek açtıktan sonra kullanılan preparatın etki süresi dikkate alınarak enfeksiyon riski sona erinceye kadar ilaçlamalar tekrarlanır.

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment

Ayva Yetiştiriciliği Kök Kanseri Hastalığı

Kök kanseri hastalığını yapan bakteri 0.4-0.8×1.0-3.0 mikron boyutlarında, Gram-negatif olup aside dayanıklı değildir.

Hastalık Tanımı :

Kök kanseri hastalığını yapan bakteri 0.4-0.8×1.0-3.0 mikron boyutlarında, Gram-negatif olup aside dayanıklı değildir. Optimum gelişme sıcaklığı 25-30 °C, minimum O °C ve maksimum gelişme sıcaklığı ise 37 °C’dir. Bakterinin termal ölüm noktası 50-52 °C’dir. Etmen, toprakta uzun süre yaşayabilmekte ve işlenen topraklarda da virülensini koruyabilmektedir. Alkali topraklarda, hafif asit karakterde olanlara oranla daha çok yayıldığı saptanmıştır.

Bakteri bir yara parazitidir. Bitkiye köklerden böceklerin, nematodların ve mekanik işlemler sonucu açılan yaralardan kolayca girerek ur (tümör) oluşturmaktadır.

Yaşayış :

Hastalık meyve ağaçları ile, bazı orman ve park ağaçlarının kök boğazlarında görülür. Asmada çubuklarda ve daha doğrusu kollarda meydana gelen bu hastalık, pancarda yumrularda oluşmaktadır. Hastalığın yerleşim yeri ağaçların kök boğazı olmakla beraber ender olarak kök ve toprak üstü aksamlarında da görülür. İnce ve derin köklerde hastalık hemen hemen görülmez. Kökler kalınlaştıkça ve kök boğazına yaklaştıkça hastalığın bulunma oranı artar. Bakterinin bulunduğu yerdeki parankima hücrelerinin aşırı çoğalmaları sonucu başlayan hastalığın ilk belirtisi küçücük urdur. Oluşan urların yüzeyi düzgün ve yumuşaktır. Ancak ur büyüdükçe dış yüzeyi kurur, esmerleşir ve pürüzlü bir görünüm alır. Ur irileştiği zaman yan kökleri yok eder. Yaşlı urlar parçalanarak dökülür ve toprağa karışırlar. Ölü olduklarından içlerinde bakteri yoktur. Asmada ise belirti, köklerde değil, gövde, kol ve çubuklarda görülür. Asmanın gövde, kol ve çubuklarında yaranın oluşumuna göre meydana gelen urlar farklı görünüm arz ederler. Don çatlakları boyunca oluşan bu kanser yaraları halk arasında “”sıraca”” yada “”uyuz”” adını alır.

Fidanlıklarda ise, köklü asma çubuklarının kök boğazında ve köklerinde (fındık ve ceviz büyüklüğünde) tümörler görülür. Tümörler başlangıçta krem renkli olup sonra esmerleşir ve yüzeyleri çatlar , hastalığa şiddetli yakalanan fidanlar iyi gelişemezler. Genç ağaçlar enfeksiyondan çok etkilenirler ve kısa sürede kururlar. Yaşlı ağaçlar ise az ve kalitesiz meyve verirler. Hastalık, bulaşık fidan ve topraklarla yayılmaktadır.

Kültürel Önlemler :

Fidanlık veya meyve bahçesi plantasyonu kurulurken ağır ve nemli topraklardan kaçınılmalı, eğer tesis kurulmuşsa drenaj kanalları açılmalıdır.

Toprağa fazla çiftlik gübresi vermek yerine kompoze gübre verilmelidir.

Aşıda anaç kalem uyumuna dikkat edilmeli, yara yerinden bakteri girişini engellemek için aşı yerleri aşı macunu ile kapatılmalıdır.

Toprak altı zararlıları ile mücadele edilmelidir.

Kanserli fidanlar yok edilmelidir.

Fidanlık kurarken önce fidanlık toprağının bu bakteriyle bulaşık olup olmadığını kontrol etmek gerekir. Bunun için ilkbaharda iyi işlenmiş toprağa 1-2 yaşında kökleri traş edilmiş ve temiz şeftali çöğürleri 1-3 m aralıklarla dikilir. Sonbaharda çöğürler sökülerek köklerde ur olup olmadığı kontrol edilir. Çöğürler bulaşık çıkarsa, bu toprakta fidancılık yapılmamalıdır.

Bahçedeki kanserli ağaçlar sökülmeli çukur çevresine 40 cm. derinlik ve 20 cm. genişliğinde tecrit çukuru açılarak içerisi sönmemiş kireçle doldurulmalıdır.

Kimyasal Mücadele :

Meyve ağaçlarındaki kök kanserine karşı, yazın birer hafta ara ile iki operasyonla tümörler bıçakla iyice temizlenerek yara yerine % 5 oranında göztaşı eriyiği ve kuruduktan sonra da nebati katran fırça ile sürülür. Yarısı açılmış kök ve kök boğazı tekrar toprakla kapatılır.

Bağlardaki kök kanserine karşı budama işlerinde kullanılacak aletler (% 3 Lizol veya % 10 sodyum hypoklorit) bir dezenfektana batırılmalıdır. Hasattan sonra gövde ve dallardaki tümörler bıçakla iyice temizlendikten sonra % 5 oranında göztaşı eriyiği ve kuruduktan sonra da nebati katran sürülür.

İlaçlama Zamanı :

Meyve ağaçlarında ve bağlarda kök kanserine karşı ilaçlı mücadele, yazın, Ağustos ve Eylül aylarında yapılır.
Etken Madde Formülasyon Miktar
Bakır sülfat %99,5 KR 5 kg

Posted in Meyvecilik | Tagged | Leave a comment